turco
Negocios
$99 / mes después de la prueba.Cancela cuando quieras.
Acerca de Türkiye'de Dijital Pazarlama
Türkiye’de Dijital Pazarlama, markanızı dijitalde büyütmek isteyenler için hazırlanmış, strateji ve performans odaklı bir podcasttir. Ben Faruk Toprak. Bu podcastte dijital pazarlamaya dair ezberleri değil, gerçek sonuç üreten sistemleri konuşuyoruz. Yalnızca trendleri konuşmuyoruz; yapay zeka destekli reklam yönetimi, dönüşüm odaklı funnel kurguları, retention ve müşteri sadakati, CRM ve otomasyon sistemleri, performans pazarlamasında ölçekleme, veriyle karar alma ve markanızı algoritmaların gözünde değerli hale getiren yaklaşımları net ve uygulanabilir şekilde ele alıyoruz. IG: @frktprk
87 episodios
"Yapay Zekada 2. Perde" Sadece Profesyonellerin Bildiği Anthropic Sırları ve Kullanım Alanları
Dijital dünyada herkesin ezbere "ChatGPT" dediği, kopyala-yapıştır yapay zeka metinlerinin interneti büyük bir çöplüğe çevirdiği o ilk perde kapandı. Şimdi, oyunu tamamen değiştiren ve sadece işin ehli profesyonellerin kulislerde fısıldadığı 2. perde açılıyor! Filtresiz Dijital podcastinin bu heyecan verici yeni bölümünde, e-ticaret ve dijital pazarlama dünyasının gizli silahı Anthropic’i (ve onun efsanevi modeli Claude’u) tüm şeffaflığıyla masaya yatırıyoruz. Eğer siz de "Hızla değişen dijital dünyada..." diye başlayan o ruhsuz, plastik ve robotik metinlerden sıkıldıysanız, kravatları çözün; bu bölüm vizyonunuzu baştan aşağı yenileyecek. 2026 yılına geldiğimizde çok acı bir gerçekle yüzleşiyoruz: Ajanslar ve dev markalar artık giriş seviyesi (junior) personel alımlarını durdurma noktasına getirdi. Çünkü o standart blog yazılarını, çevirileri ve ürün açıklamalarını yapay zeka sıfır maliyetle saniyeler içinde kusursuzca yapıyor. Peki ticaret sistemi kendini mi yutuyor? Hayır! Sistem sadece evrim geçiriyor. Artık yalnızca "görev yapan" değil, yapay zekayı dev bir orkestra şefi gibi "yöneten" stratejist profesyonellere ihtiyaç var. İşte tam bu kırılma noktasında, OpenAI’ın sadece hıza ve ticarete odaklanan yapısına isyan edip şirketten ayrılan bir grup dahi mühendisin kurduğu Anthropic devreye giriyor. ChatGPT size robotik bir çığırtkan gibi satış yapmaya çalışırken, Anthropic'in modeli Claude, müşterinizin duygusal travmalarını ve bağlamını anlayan "empatik" bir stratejist gibi çalışıyor. Bu bölümde, e-ticaret ve e-ihracat operasyonlarınızı anında uçuracak, dinlerken ufkunuzu açacak o özel kullanım alanlarını tek tek, vaka analizleriyle anlattım. Örneğin, Türkiye'de ürettiğiniz bir havluyu yurt dışına e-ihracat ile satarken sadece dili çevirmek yetmez. Claude ile bir Alman tüketicisinin fonksiyonellik ve sertifika takıntısına hitap eden güven verici bir metni nasıl yazacağınızı, aynı ürünü İngiltere'ye satarken ise lüks banyo deneyimi beklentisine göre o derin kültürel yerelleştirmeyi nasıl yapacağınızı paylaştım. Üstelik rakiplerinizin Amazon veya Trendyol'daki 5.000 adet müşteri yorumunu saniyeler içinde analiz ettirip, o ürünün en zayıf noktasını bularak kendi markanız için nasıl vurucu bir reklam senaryosu çıkarabileceğinizi tüm detaylarıyla aktardım. Ancak unutmamamız gereken çok önemli felsefi ve insani bir gerçek var: Yapay zeka hiçbir zaman aşık olmadı, ay sonu kredi kartı ekstresini düşünürken uykusuz kalmadı veya yağmurda ıslanmadı. Ticaret insan psikolojisiyle yapılır ve satın alma kararı tamamen duygusal bir süreçtir. Yapay zeka sizin sadece operasyonel asistanınızdır, o insani bağı kuracak olan gerçek zeka ise sizsiniz. İşte tam da bu yüzden, yeni çağın "durdurulamaz" pazarlamacıları arasına katılmanız için aylardır üzerinde çalıştığımız Joy Akademi [https://joyakademi.com/] Eğitim Paneli nihayet açıldı! Dijital pazarlamanın orkestra şefi olmayı öğrettiğimiz, ekran paylaşımlı ve tamamen sahaya yönelik eğitimlerimize hemen joyakademi.com [https://joyakademi.com/] adresinden ulaşabilirsiniz. Tren kalkıyor, bu devrimin gerisinde kalmayın! Sektördeki ezberleri bozduğumuz ve yapay zekanın gerçek gücünü keşfettiğimiz bu bölümü dinledikten sonra, işsizlik stresi yaşayan yeni mezun arkadaşlarınıza veya satışlarını katlamak isteyen o girişimci dostlarınıza göndermeyi unutmayın. Filtresiz Dijital'e Spotify ve Apple Podcasts üzerinden 5 yıldız bırakmayı ve yeni bölümleri kaçırmamak için zili açmayı unutmayın. Keyifli dinlemeler! (00:00) Yeni Mezunların İş Bulma Krizi(02:25) Anthropic Nedir ve Farkı Ne(04:25) İhracatta Kültürel Yerelleştirme(08:04) Rakip Analizi ve Reklam Senaryosu(10:21) İnsan Temelli Bakış(11:25) Joy Akademi ve İndirim Kodu(13:43) Kapanış
Erkeklerin Tekelinden Kadınların Devrimine “Türkiye'nin E-Ticaret Haritası”
Gözlerinizi kapatın ve 2005 yılına, o meşhur çevirmeli ağ cızırtılarının evlerimizde yankılandığı döneme gidin. Evdeki o devasa tüplü monitörün karşısında, "Kredi kartı numaramı internete yazdım, eve kargoyla dijital fotoğraf makinesi gelecek" diyen bir arkadaşınıza uzaylı görmüş gibi baktığınız o günleri hatırlıyor musunuz? "İnternete kart mı yazılır, ya parayı çekerlerse, kesin dolandırılacaksın!" korkusunun zirve yaptığı o yıllardan, bugün 65 yaşındaki annemizin TikTok canlı yayınında yüz tanıma sistemiyle saniyeler içinde kedi maması sipariş ettiği 2026 yılına nasıl geldik? Türkiye'de Dijital Pazarlama podcastinin bu heyecan verici yeni bölümünde, e-ticaretin arka kapısından içeri giriyor ve dijital kasaların fişlerini tek tek inceliyoruz. İnterneti kimler çökertiyor? Cüzdanın gerçek sahibi 20 yılda nasıl el değiştirdi? Türkiye'nin e-ticaret serüveni aslında toplumumuzun geçirdiği değişimi anlatan muazzam bir sosyolojik dizi gibidir. 2000 ile 2010 yılları arasına, e-ticaretin o ilk emekleme dönemine baktığımızda sepetin mutlak hakiminin 25-35 yaş arası, teknolojiye meraklı ve "cesur" erkekler olduğunu görüyoruz. Cesur diyoruz çünkü 3D Secure gibi güvenlik altyapılarının olmadığı o yıllarda internetten alışveriş yapmak, gece yarısı ıssız bir sokakta yürümeye benziyordu. İnsanlar korkuyordu. O dönemin sepetlerinde sadece MP3 çalarlar, flash bellekler ve bilgisayar donanımları vardı. Kadınların e-ticaretteki payı ise yüzde yirmilerde sürünüyordu. "Denenmeden internetten ayakkabı mı alınır, ya ayağıma olmazsa?" cümlesinin değişmez bir kural olduğu, tamamen elektroniğin ve mantığın domine ettiği o yıllar artık çok geride kaldı. 2010 yılından sonra cebimize giren dokunmatik akıllı telefonlar, hızlanan mobil internet altyapıları ve bankaların oturttuğu ödeme güvenlik sistemleriyle oyunun kuralları bir gecede tamamen değişti. O teknoloji sevdalısı erkekler e-ticaret tahtından indirildi ve yerini mutlak bir güçle kadınlara bıraktı! Trendyol, Morhipo gibi moda platformlarının hızlı yükselişiyle birlikte, o kargo poşetleriyle büyük bir aşk yaşamaya başladık. Duygu, moda ve hız e-ticaretin yeni adı oldu. Mobil alışverişin yüzde altmışından fazlasını kadınların yaptığı bu on yıllık dönemde karar verici mekanizma tamamen kadının eline geçerken, erkekler genellikle sadece kadınların seçtiği ürünlerin kredi kartı şifresini giren kişi konumuna geriledi. Ve geldik 2020 yılındaki o malum pandemi kırılmasına ve sonrasına, yani tam olarak günümüze. Şu an Türkiye e-ticaret pazarında öyle bir noktadayız ki, pazarlamacıların bildiği tüm eski ezberler ve hedef kitle kuralları çöpe gitmiş durumda. Bugün dijital sepeti iki yeni ana grup devraldı. Bir yanda Z kuşağı var; onlar Google'da uzun uzun ürün aramak yerine TikTok'ta kaydırırken bir fenomenin ayağında gördüğü ayakkabıyı videodan bile çıkmadan, tamamen dürtüsel bir şekilde saniyeler içinde satın alan o hızlı nesil. Diğer yanda ise e-ticaret sektörünün asıl büyük şoku: Gümüş Sörfçüler! Yani 65 yaş ve üzeri kitlemiz. Evet, şu an Türkiye'de e-ticaretin en hızlı büyüyen demografik grubu gençler değil, annelerimiz, babalarımız ve teyzelerimiz. Pandemi döneminde mecburen dijitalleşen bu kitle, internetten sipariş vermenin o eşsiz kolaylığını keşfetti. Artık uygulamalardan damacana su söyleyen, deterjan stoklayan, pazar arabasını dijitale taşıyan devasa bir kitle var. Pazarlamacılar ve marka yöneticileri olarak buradan çıkarmamız gereken çok net bir ders var: Hedef kitlenizi artık kalıplaşmış yaş sınırlarıyla veya ezberlenmiş cinsiyet kodlarıyla yönetemezsiniz. 20 yıl önce sadece teknoloji meraklılarına bilgisayar parçası satan o internet, bugün herkesin her an cebinde taşıdığı devasa bir alışveriş merkezine dönüştü. Doğru içeriği üretir, doğru platformda yer alır ve o güveni sağlarsanız, 70 yaşındaki dedenize bile dijitalden dron satabileceğiniz yepyeni bir çağdayız.
Güven mi, Trend mi? Finans Markalarının Sosyal Medyadaki İletişim Tonu Ne Olmalı?
Geçenlerde Maslak'taki devasa plazalardan birinde, çok büyük bir portföy yönetim şirketinin toplantı odasındaydım. İçerideki yöneticilerin hepsi jilet gibi takım elbiseli, herkes inanılmaz ciddi. Masaya 60 sayfalık, içinde grafiklerin, enflasyon endekslerinin uçuştuğu detaylı bir PDF raporu koydular. Hazırlamak için üç hafta boyunca sabahlamışlar. Sonuç? Okunma sayısı sadece 42! Aynı günün akşamı 22 yaşındaki yeğenimle otururken bana telefonunu uzattı ve "Dayı bak, şu fona yatırım yapmayı düşünüyorum" dedi. Ekrandaki videoya bir baktım; TikTok'ta bir genç, elindeki pizza dilimlerini bölerek bileşik getirinin ne olduğunu 30 saniyede anlatıyor! Video bir buçuk milyon izlenmiş, altındaki yorumlarda binlerce genç fona nasıl gireceğini soruyor. Türkiye'de Dijital Pazarlama podcastinin bu bölümünde, finans sektörünün şu an içinde bulunduğu devasa krizi ve fırsatı konuşuyoruz. Bu harika konuyu bana öneren, "Portföy şirketi TikTok'a katılmalı mı, maaş günleri reklam stratejileri nasıl olmalı?" diye soran sevgili arkadaşım Sevgi'ye buradan kocaman sevgilerimi gönderiyorum. Onun açtığı yoldan ilerleyerek finansın kalın duvarlarını yıkıyoruz. Finans şirketlerinin ve bankaların sosyal medya hesaplarına bir bakın. Sürekli yukarı doğru giden yeşil oklar, "Geçen çeyrekte yüzde kırk kâr ettirdik" diye bağıran soğuk afişler... Portföy şirketleri, yatırımcıların sadece rakamlara bakarak karar verdiğini sanıyor. Oysa insanlar kararlarını duygularıyla alır, rakamlarla meşrulaştırırlar. Türkiye gibi paranın değerini korumanın savaşa dönüştüğü bir ortamda yatırımcı "Bana sadece oran verme, bana güven ver ve korkumu dindir" diyor. Finans markaları ciddi olmakla sıkıcı olmayı birbirine karıştırıyor. Siz asık suratlı bir uzmanı kameranın karşısına geçirip anlaşılmaz terimlerle konuşursanız, o videoyu saniyesinde kaydırırlar. Güven vermek somurtmak değil; müşterinin derdini en samimi dille çözmektir. Peki ne yapmalıyız? Portföy şirketleri TikTok'ta dans mı edecek? Hayır! Ama şu an dünyada "FinTok" yani finansal TikTok diye bir gerçek var. Yeni nesil finansal okuryazarlığı bu kısa videolardan öğreniyor. Yapmanız gereken o uzmana, enflasyon döneminde neden fon alınması gerektiğini komşunuza anlatır gibi 45 saniyede anlattırmaktır. İşte o zaman trendleri kullanarak güven inşa edersiniz. Sevgi'nin harika içgörüleriyle iki altın taktiği de detaylandırıyoruz. Birincisi: Maaş Günü Pazarlaması. Reklam bütçelerinizi rastgele yakmak yerine, insanların cebine paranın girdiği ayın 1'i ve 15'i gibi günlerde zirveye çıkarın. İhtiyaç anı değil, kaynak anı pazarlaması yapın! İkincisi: Sıkıcı Seminerlerin Geri Dönüşümü. Devasa otellerde yapılan seminerleri Youtube'a atıp izlenmemesine şaşırmayın. O uzun videoların en can alıcı 30 saniyesini kesip sosyal medyada çerezlik içerik (Snackable Content) haline getirin. Finans sektörü için iletişim tonu "Trendleri kullanarak samimiyetle inşa edilmiş güven" olmalıdır. Takım elbisenizi çıkarmak zorunda değilsiniz ama o soğuk dili bırakmak zorundasınız. Yatırımcınız makine değil; kredi kartı ekstresini düşünüp strese giren bir insandır. Ona finans dünyasını basitleştiren markalar, önümüzdeki dönemin asıl kazananları olacak. 🚀 Tüm bunları dinledim ama markam için nereden başlayacağımı bilmiyorum diyorsanız; finans sektörünün o sıkıcı duvarlarını yıkmak, maaş günü pazarlamasıyla dijitaldeki varlığınızı bir sonraki seviyeye taşımak ve markanıza özel teklif almak için joykek.com adresinden bana ve ekibime her zaman ulaşabilirsiniz. Gelin o 60 sayfalık okunmayan raporları, milyonlarca izlenen hikayelere birlikte dönüştürelim! ⏳ Bölüm Akışı 00:00 - 01:25 60 Sayfalık PDF vs. 30 Saniyelik TikTok02:19 - 03:45 İnsanlar Rakamla Değil Duyguyla Karar Verir03:45 - 05:26 Portföy Şirketleri TikTok'ta Dans mı Edecek? (FinTok Gerçeği)05:26 - 06:27 Strateji 1: Maaş Günü Pazarlaması (Payday Marketing)06:27 - 07:25 Strateji 2: Sıkıcı Seminerlerden "Çerezlik" (Snackable) İçerik Üretmek08:11 - 09:30 Joykek Reçetesi
Sakın Reklam Çıkmayın! Dunning-Kruger Tuzağında Batmadan Dinleyin
Bütçeniz Çöpe Gidiyor: ChatGPT ve Dunning-Kruger Tuzağı! 🎙️ Dunning-Kruger etkisini daha önce hiç duydunuz mu? Toplumun belki de sadece yüzde üçünün ismen bildiği bu psikolojik kavram, aslında günümüz dijital pazarlama dünyasının en büyük ve en sinsi tehlikesini özetliyor: "Cahil Cesareti." Yani bir konu hakkında ne kadar az bilgiye sahipseniz, kendinizi o konuda o kadar devasa bir uzman sanma yanılsaması. Türkiye'de Dijital Pazarlama podcastinin bu bölümünde, sektörümüzün üzerindeki o odadaki fili, herkesin her şeyi bildiğini sandığı o büyük illüzyonu masaya yatırıyoruz. Son günlerde her köşe başında, her toplantı masasında şu korkutucu cümleleri duymaya başladık: "Biz hedef kitleyi zaten ChatGPT'ye sorduk, çok güzel bir liste verdi. Reklam metnini de Gemini'a yazdırdık. Bütün stratejiyi yapay zeka çıkardı. Bir dijital pazarlama uzmanına veya ajansa tonla para vermemize ne gerek var ki?" İşte bu cümle, Dunning-Kruger eğrisinin en tepesinde duran birinin kurabileceği en tehlikeli cümledir. Gerçekten birkaç satır komut (prompt) yazarak Meta'nın ve Google'ın her saniye değişen, karmaşık ve insanın cebindeki parayı saniyeler içinde eritebilen o vahşi dünyasını çözdüğünüzü mü düşünüyorsunuz? Yapay zeka araçları harika birer asistandır, bunu inkar etmiyoruz. Ancak bir asistanın size ne yapacağınızı söylemesiyle, o işi gerçekten sahada icra etmek arasında uçurumlar vardır. İnternete girip dünyanın en ünlü şefi Gordon Ramsay'nin Beef Wellington tarifini kelimesi kelimesine indirebilirsiniz. Peki o tarifi elinize aldığınızda siz Michelin yıldızlı bir şef mi olursunuz? Mutfağa girip o eti fırına attığınızda, fırının o günkü nem oranını, etin dokusunu, yağın o anki cızırtısını tariften okuyarak hissedebilir misiniz? Hayır, o eti büyük ihtimalle yakarsınız! İşte yapay zekanın size sunduğu o kusursuz reklam stratejileri de tam olarak o yemek tarifidir. Yapay zeka kuralları ezbere bilir, ama oyunu kesinlikle bilmez. İşletme sahibi ChatGPT'den aldığı stratejiyle gaza gelip reklam panelini açtığında gerçek hayat başlar. Meta'nın algoritması bir Salı öğleden sonra aniden çöker. Ülkemizdeki anlık bir siyasi veya ekonomik gelişmeden dolayı BGBM (Bin Gösterim Başına Maliyet) fiyatları bir anda üç katına fırlar. Rakip marka tam o saatte devasa bir indirim kampanyası patlatır. Şimdi soruyorum size: ChatGPT o kriz anında sizin yanan bütçenizi kurtarabilir mi? Hayır. Çünkü yapay zekanın etten, kemikten ve cüzdandan haberi yoktur. Biz dijital pazarlama uzmanları sadece ekrandaki veriyi okumayız; biz o verinin arkasındaki insanı, sosyolojiyi ve psikolojiyi anlamlandırırız. Bizim işimiz sadece panele bütçe girmek değil, risk yönetimidir. "Bu strateji kağıt üzerinde kusursuz duruyor ama bizim yerel pazarımızda çalışmaz" diyebilen o "sokak zekası"dır bizi uzman yapan. Çimento ve tuğla ucuzladı diye mimarın değeri düşmez. Aksine, herkes derme çatma binalar inşa etmeye başladığında; sağlam bina diken uzman mimarların değeri katlanarak artar. Bu bölümde e-ticaret markalarının bütçelerini algoritmaların ezbere dünyasına bırakmadan önce neden iki kez düşünmeleri gerektiğini tüm çıplaklığıyla anlattım. 🚀 Tüm bunları dinledim ama markam için nereden başlayacağımı bilmiyorum diyorsanız, dijital pazarlama süreçlerinizi birlikte yönetmek, yeni nesil trendleri yakalamak ve markanıza özel teklif almak için joykek.com [https://joykek.com] adresinden bana ve ekibime her zaman ulaşabilirsiniz. Birlikte büyümeye hazırız! ⏳ Bölüm Akışı 00:00 - 01:17 Dunning-Kruger Etkisi ve "Cahil Cesareti" Nedir?01:17 - 03:15 "Biz ChatGPT'ye Sorduk" Diyenlerin Büyük İllüzyonu03:15 - 04:25 Yapay Zeka Harika Bir Asistandır Ancak Her Şeyi Çözmez04:25 - 05:58 Beef Wellington Örneği: Yemek Tarifini Okumak Sizi Şef Yapar Mı?05:58 - 08:17 Veriyi Okumak Değil, Anlamlandırmak: AI'ın Bilmediği "Sokak Zekası"08:17 - 09:33 Meslektaşlara Çağrı: Çimento Ucuzladı Diye Mimarın Değeri Düşmez!09:33 - 10:55 Marka Sahiplerine Uyarı ve Kapanış: Kendi Ameliyatınızı Kendiniz Yapmayın
"Bi' Google'layayım" Devri Kapanıyor Yeni Arama Motorunun Adı TikTok
Yeni mekan aradığımızda veya bir ürünün nasıl kullanıldığını merak ettiğimizde yıllarca tek refleksimiz vardı: "Dur şunu Google'layayım." Ancak bugün oyunun kuralları tamamen değişiyor. Z kuşağı başta olmak üzere yeni nesil artık bir şeyleri Google'lamıyor. Milyarlarca sayfalık, kusursuz algoritmaya sahip Google dururken, gençler neden Kadıköy'de kahve içecekleri yeri ararken TikTok arama çubuğunu kullanıyor? Eğer markanızı hala dans edilen bir platform ön yargısıyla TikTok'tan uzak tutuyorsanız, masada milyonlarca lira bırakıyorsunuz demektir. Türkiye'de Dijital Pazarlama podcastinin bu bölümünde dijital pazarlamacıların ve e-ticaret markalarının ezberini bozacak büyük değişimi konuşuyoruz. Adobe'nin 2026 güncel verilerine göre, Z kuşağının %64'ü TikTok'u arama motoru gibi kullanıyor. Google yöneticileri bile gençlerin %40'ının öğle yemeği mekanı ararken Google Haritalar'a değil, TikTok'a gittiğini itiraf ediyor. Çünkü günümüz tüketicisi mavi linkler değil, gerçek deneyim arıyor. Eskiden en iyi kapatıcı araması için 1500 kelimelik SEO makaleleri yazdırırdık. Bugün tüketici, TikTok'ta kuru ciltler için kapatıcı yazdığında karşısına o ürünü yüzüne sürerek sonucu 15 saniyede gösteren insana inanıyor. Müşteriler otoriteye değil, otantisiteye ve gerçekliğe prim veriyor. İşte tam bu noktada TikTok SEO kavramı hayatımıza giriyor. Videolarınızın arama sonuçlarında üst sıralara çıkması için uygulamanız gereken 3 hayati adımı bu bölümde anlatıyorum. Birincisi: Otomatik tamamlama özelliğini kullanarak müşterinizin sorduğu gerçek soruları bulmak. İkincisi: Anahtar kelimeleri açıklama kısmına yazmakla kalmayıp, videonun üzerine metin olarak eklemek ve kendi sesinizle telaffuz etmek. Algoritma ağzınızdan çıkan kelimeleri endeksliyor! Üçüncüsü: Kusurlu olmaktan korkmamak. Jilet gibi reklam filmleri yerine, arka planda deponuzun göründüğü paketleme anını paylaşmak. İnsanlar arkasında gerçek insanların nefes aldığı markalardan alışveriş yapıyor. Google elbette ölmüyor; derin araştırmalar ve karmaşık kararlar için hala orada. Ancak konu gündelik keşif olduğunda ilk aramayı TikTok'ta yapıyoruz. Bütçenizi sadece geleneksel SEO'ya ayırıyorsanız, bu dev dalganın altında kalma riskiniz çok yüksek. Kendi arama alışkanlıklarınızın da değiştiğini fark ettiyseniz dinledikten sonra LinkedIn'den bana yazın. Spotify'da bölümü beğenmeyi, 5 yıldız bırakmayı ve linki ekibinize ateşlemeyi unutmayın! Haftaya dijital pazarlamanın kalbinde atan yepyeni konuyla görüşmek üzere, trendlerin gerisinde kalmayın. Dijitalde güçlü kalın! İyi dinlemeler. 🚀 "Tüm bunları dinledim ama markam için nereden başlayacağımı bilmiyorum" diyorsanız, dijital pazarlama süreçlerinizi birlikte yönetmek ve markanıza özel teklif almak için joykek.com [https://joykek.com/] adresinden bana ve ekibime her zaman ulaşabilirsiniz. Birlikte büyümeye hazırız! ⏳ Bölüm Akışı 00:00 - 01:33 | Giriş: "Bi' Google'layayım" Devri Neden Kapanıyor?01:33 - 02:20 | Bayram Sonrası Sohbeti ve Kasvetli Havada Kayıt Günlüğü02:20 - 03:43 | Şok Edici Veriler: Z Kuşağının %64'ü Neden TikTok'u Tercih Ediyor?03:43 - 04:47 | İnsanlar "Link" Değil "Deneyim" Arıyor: Kadıköy Moda Mekan Örneği04:47 - 06:17 | 15 Saniyelik Video, 1500 Kelimelik SEO Bloğunu Nasıl Yeniyor?06:17 - 06:44 | Yeni Dönemin Altın Kuralı: Otorite vs. Otantisite (Gerçeklik)06:44 - 07:39 | Markalar İçin Aksiyon Planı: Dans Etmeyin, Soruları Cevaplayın!07:39 - 08:23 | TikTok SEO Taktik #1: İnsanların Ne Aradığını Araştırın08:23 - 09:01 | TikTok SEO Taktik #2: Anahtar Kelimeleri Videoya "Gömmek" (Ses ve Metin)09:01 - 09:39 | TikTok SEO Taktik #3: Kusurlu Olmanın Dayanılmaz Gücü09:39 - 11:06 | Google Ölmüyor Ama "Gündelik Keşfin" Yeri Değişti11:06 - 11:42 | Yepyeni Bir Kavram: SEO (Search Everywhere Optimization)11:42 - 12:56 | Kapanış: Kendi Alışkanlıklarımızla Yüzleşme, İletişim Çağrısı ve Veda
Elige tu suscripción
Más populares
Premium
20 horas de audiolibros
Podcasts solo en Podimo
Disfruta los shows de Podimo sin anuncios
Cancela cuando quieras
Empieza 7 días de prueba
Después $99 / mes
Empieza 7 días de prueba. $99 / mes después de la prueba. Cancela cuando quieras.